Kadıini Mağarası, Alanya’nın kuzeydoğusunda, Oba–Kadıpınarı ve Çatak çevresinde bulunan doğal ve arkeolojik açıdan önemli bir mağaradır. Resmî kaynaklarda şehir merkezine uzaklığı yaklaşık 12–15 kilometre olarak verilmektedir. Mağaranın sorumluluğu Kültür ve Turizm Bakanlığındadır.
Mağara, Alanya’nın tarih öncesi geçmişini aydınlatan en önemli alanlardan biridir. Arkeolog Prof. Dr. Kılıç Kökten’in 1957 yılında gerçekleştirdiği araştırmalar sonucunda bölgedeki insan yaşamının Üst Paleolitik Dönem’e, yaklaşık MÖ 20.000–17.000 yıllarına kadar uzandığı değerlendirilmiştir. Bu bulgular, Alanya çevresindeki bilinen yerleşim tarihini binlerce yıl geriye götürmüştür.
Mağaranın arkeolojik önemi, 2017 yılında başlayan araştırmalarla daha da artmıştır. Mağaranın iç kesimlerinde 100’den fazla insana ait iskelet kalıntısı tespit edilmiş; buluntuların yaklaşık 5.000–7.000 yıl öncesine, Geç Kalkolitik ve Erken Tunç Çağı’na ait olduğu değerlendirilmiştir. Alan, Anadolu’da mağara içerisinde belirlenen en yoğun tarih öncesi toplu gömü alanlarından biri olarak tanımlanmıştır.
İskeletlerin mağaranın yaklaşık 400 ile 800 metre arasındaki iç bölümlerinde bulunması, buranın yalnızca barınma amacıyla değil, belirli dönemlerde mezarlık ve ritüel alanı olarak da kullanıldığını göstermektedir. Antropolojik incelemeler; burada yaşayan toplulukların yaş dağılımı, sağlık durumları, beslenme biçimleri ve ölü gömme gelenekleri hakkında önemli bilgiler sağlamaktadır.
Kadıini Mağarası’nın giriş bölümü geniş bir galeriden oluşur. İçerisinde yoğun sarkıt, dikit ve diğer damlataş oluşumları bulunmaktadır. Ancak mağaranın toplam uzunluğu, bütün galerilerinin özellikleri ve jeolojik yapısı hakkında kapsamlı, güncel bir resmî envanter henüz yayımlanmamıştır.
Kadıini Mağarası günümüzde Damlataş veya Dim mağaraları gibi düzenli ziyaretçi kabul eden turistik bir mağara olarak listelenmemektedir. Arkeolojik buluntuların korunması, mağara koşullarının zorluğu ve devam eden bilimsel değerlendirmeler nedeniyle alana izinsiz girilmemesi gerekir.
Kadıini Mağarası; doğal oluşumlarının yanı sıra Üst Paleolitik Çağ’dan Kalkolitik ve Tunç Çağı’na uzanan buluntularıyla, Alanya’nın bilinen en eski insanlık izlerini barındıran arkeolojik alanlardan biridir.

Kommentare
Teilen Sie Ihre Gedanken. Kommentare werden nach Freigabe veröffentlicht.